Kediler gelmişti.
Önce
annelerini gördüm.
Ekmekleri doğradım
küçük
küçük,
et suyuna batırdım,
önüne koymadan.
Bu aslında
apaçık bir
kadın dayanışmasıydı.
Daha anlamamıştım.
Yavrular çıktı sonra.
Bense
hiç doğamayacak bir bebeğin
yasını tutuyordum sessizce.
Bir akşamüstü kucağımda
dört
küçük kedi,
gözlerini zor açan
bir bebeği de
kucağıma koyacaklardı sonradan
ve ben insanla kedi
yavrularının süt kokusunun tıpkılığını
fark ettiğimde
hiç şaşırmayacaktım.
Dört kedi ve bir kadın,
aynı varoluşun içinde,
iyileşen yaralarımla
güneşe bakıyorduk.
(En zor anımda camımın altında bitip bana anneliği öğreten kedi ve yavruları için yazmıştım.)